İlişki Kaygısı Nedir? Belirtileri ve Nedenleri

İlişki kaygısı ve ilişkiyi sürekli sorgulama

İlişkinizde belirgin bir problem olmadığı halde zaman zaman “Acaba doğru kişiyle miyim?” diye düşünüyor musunuz? Partnerinizi sevdiğinizi bildiğiniz halde “Onu gerçekten yeterince seviyor muyum?” sorusunun cevabını tekrar tekrar arıyor musunuz?

Bazen bu sorgulamalar partnerin duygularına yönelir: “O beni gerçekten seviyor mu?” Bazen ilişkinin kendisine: “Bu ilişki doğru olsaydı bu kadar şüphe duymazdım.” Bazen de kişinin kendi duygularına: “Onun yanındayken her zaman mutlu değilsem bir sorun mu var?”

İlişkiler hakkında zaman zaman şüphe yaşamak oldukça doğaldır. Hiçbir yakın ilişki sürekli aynı yoğunlukta sevgi, heyecan ve kesinlik hissiyle devam etmez.

Ancak ilişkiyle ilgili şüpheler zihnin önemli bir bölümünü kaplamaya, sürekli cevap aramaya ve kişinin ilişkisinden keyif almasını zorlaştırmaya başladığında ilişki kaygısı üzerinde durmak faydalı olabilir.

İlişki Kaygısı Nedir?

İlişki kaygısı, kişinin romantik ilişkisi, partnerinin duyguları veya kendi hisleri hakkında yoğun ve tekrarlayan endişeler yaşaması şeklinde görülebilir.

Kişi ilişkinin güvende olduğundan veya doğru ilişkide bulunduğundan emin olmak isteyebilir.

Bu nedenle zihninde sürekli bazı sorulara cevap arayabilir:

“Doğru kişiyle miyim?”
“Onu gerçekten seviyor muyum?”
“O beni gerçekten seviyor mu?”
“Neden eskisi kadar heyecanlanmıyorum?”
“Başka biriyle daha mutlu olabilir miydim?”
“Bu ilişki doğru olsaydı bunları düşünür müydüm?”

Soruların kendisinden çok, kişinin bu sorulara kesin bir cevap bulma ihtiyacının ne kadar yoğun olduğu önemlidir.

Çünkü yakın ilişkiler doğaları gereği belirli ölçüde belirsizlik içerir. Bir ilişkinin geleceği hakkında yüzde yüz garanti elde etmek mümkün değildir.

İlişki Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

İlişki kaygısı belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişiler partnerinin kendisini sevip sevmediğini sorgularken bazı kişiler kendi duygularını sürekli kontrol edebilir.

Görülebilecek bazı düşünce ve davranışlar şunlardır:

  • İlişkinin doğru olup olmadığını tekrar tekrar sorgulamak
  • Partnerini gerçekten sevip sevmediğini sürekli kontrol etmek
  • Partnerinin kendisini sevdiğinden emin olmaya çalışmak
  • İlişkiyi başka çiftlerin ilişkileriyle sık sık karşılaştırmak
  • Partnerin küçük kusurlarına yoğun şekilde odaklanmak
  • İlişkide yaşanan küçük problemleri büyük bir işaret olarak yorumlamak
  • Arkadaşlardan veya aileden ilişki hakkında tekrar tekrar fikir almak
  • Partnerden sürekli güvence istemek
  • Geçmişte daha mutlu hissedilen anları tekrar tekrar hatırlamaya çalışmak
  • İlişki hakkında internette sürekli araştırma yapmak

Bu davranışlardan birkaçının zaman zaman ortaya çıkması tek başına psikolojik bir problem olduğu anlamına gelmez.

Önemli olan bu sorgulamaların ne kadar yoğun olduğu, ne kadar zaman aldığı ve kişinin ilişkisini veya günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

“Acaba Doğru Kişiyle miyim?” Düşüncesi Neden Bu Kadar Yorucu Olabilir?

Bir ilişkide zaman zaman uyum, gelecek planları veya partnerle ilgili bazı özellikleri sorgulamak doğaldır.

Ancak kişi bu soruya tamamen kesin bir cevap bulması gerektiğini düşündüğünde sorgulama bitmeyebilir.

Örneğin kişi:

“Evet, onu seviyorum.”

diye düşündükten birkaç dakika sonra:

“Ama gerçekten sevseydim bunu sorgular mıydım?”

diye düşünebilir.

Ardından:

“Geçen hafta birlikteyken neden sıkıldım?”

sorusu ortaya çıkabilir.

Daha sonra kişi geçmiş anılarını incelemeye başlayabilir:

“İlişkinin başında daha heyecanlıydım.”

Böylece tek bir soruya cevap ararken yeni sorular ortaya çıkar.

Sorun artık ilişkinin kendisinden çok, ilişki hakkında yüzde yüz kesinlik elde etmeye çalışma haline gelebilir.

Partnerinizi Her Zaman Aynı Yoğunlukta Sevmek Zorunda mısınız?

Romantik ilişkilerde duyguların yoğunluğu sürekli aynı değildir.

Bazı günler partnerinize daha yakın hissedebilir, bazı günler ise iş, stres, yorgunluk veya kişisel ihtiyaçlar nedeniyle daha mesafeli hissedebilirsiniz.

Bu değişkenlik tek başına ilişkinin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Ancak ilişki kaygısı yaşayan kişi duygularındaki küçük değişiklikleri ilişkinin durumu hakkında önemli bir kanıt gibi değerlendirebilir.

Örneğin:

“Bugün onu görünce çok heyecanlanmadım.”

düşüncesinin ardından:

“Demek ki artık sevmiyorum.”

sonucuna ulaşabilir.

Oysa tek bir anda hissedilen duygu, uzun süreli bir ilişkinin tamamını tek başına açıklamayabilir.

İlişkide Sürekli Duygularını Kontrol Etmek

İlişki kaygısı yaşayan bazı kişiler kendi duygularını sık sık kontrol etmeye başlayabilir.

Partneriyle birlikteyken:

“Şu anda mutlu muyum?”
“Onu görünce heyecanlandım mı?”
“Özlüyor muyum?”
“Onu yeterince çekici buluyor muyum?”

gibi sorular zihinde dolaşabilir.

Ancak duyguları sürekli ölçmeye çalışmak kişinin doğal deneyimine odaklanmasını zorlaştırabilir.

Örneğin birlikte geçirilen güzel bir akşamda kişi sohbetin kendisine odaklanmak yerine:

“Şu anda yeterince mutlu muyum?”

diye kendisini kontrol edebilir.

Bu durumda kişi ilişkinin içinde olmaktan çok ilişkiyi dışarıdan analiz etmeye başlayabilir.

İlişkiyi Başka Çiftlerle Kıyaslamak

Sosyal medya ve çevremizde gördüğümüz ilişkiler kendi ilişkimizi değerlendirme biçimimizi etkileyebilir.

Kişi başka bir çiftin fotoğrafını gördüğünde:

“Onlar bizden daha mutlu görünüyor.”

diye düşünebilir.

Bir arkadaşının partneri romantik bir jest yaptığında:

“Benim ilişkimde neden böyle değil?”

sorusu ortaya çıkabilir.

Ancak dışarıdan görülen ilişki ile o ilişkinin günlük gerçekliği aynı şey değildir.

Özellikle sosyal medyada ilişkilerin çoğunlukla olumlu anlarının paylaşılması karşılaştırmayı daha yanıltıcı hale getirebilir.

Sürekli kıyaslama yapmak kişinin kendi ilişkisindeki olumlu deneyimleri fark etmesini zorlaştırabilir.

Küçük Sorunları İlişkinin Yanlış Olduğunun Kanıtı Gibi Görmek

Her ilişkide fikir ayrılıkları, anlaşmazlıklar ve zaman zaman yaşanan hayal kırıklıkları olabilir.

Ancak ilişki kaygısı yüksek olduğunda küçük bir tartışma:

“Demek ki birbirimize uygun değiliz.”

şeklinde yorumlanabilir.

Partnerin yalnız kalmak istemesi:

“Artık benimle vakit geçirmek istemiyor.”

şeklinde değerlendirilebilir.

Bu durumda kişi tek bir olaydan ilişkinin tamamıyla ilgili sonuç çıkarmaya başlayabilir.

Oysa bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığını değerlendirmek için tek bir an yerine ilişkinin genel örüntüsüne bakmak daha anlamlıdır.

İlişki Kaygısı ve Terk Edilme Korkusu Aynı Şey mi?

Bu iki kavram birbiriyle ilişkili olabilir ancak tamamen aynı değildir.

Terk edilme korkusunda temel endişe çoğu zaman partnerin uzaklaşması veya ilişkinin sona ermesi üzerinedir:

“Ya beni bırakırsa?”

İlişki kaygısında ise sorgulama daha geniş olabilir:

“Bu ilişki doğru mu?”
“Onu yeterince seviyor muyum?”
“O beni gerçekten seviyor mu?”
“Başka biriyle daha mutlu olabilir miydim?”

İki durum aynı kişide birlikte de görülebilir.

Partneri kaybetme ihtimaliyle ilgili yoğun endişeler yaşıyorsanız
Terk Edilme Korkusu Nedir?
yazısını da inceleyebilirsiniz.

İlişki Kaygısı ile Bağlanma Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

İlişki kaygısını anlamaya yardımcı olabilecek kavramlardan biri yetişkin bağlanmasıdır.

Bağlanma kaygısı daha yüksek olan kişiler partnerlerinin kendilerine ne kadar değer verdiği veya ilişkinin devam edip etmeyeceği konusunda daha fazla endişe yaşayabilir.

Partnerin davranışlarındaki küçük değişikliklere karşı daha dikkatli olabilir ve ilişkide güven duygusunu yeniden oluşturmak amacıyla daha fazla yakınlık veya güvence arayabilir.

Ancak kişinin ilişkisindeki her kaygıyı yalnızca bağlanma stiliyle açıklamak doğru değildir.

Bağlanma örüntülerini daha ayrıntılı incelemek için
Bağlanma Stilleri Nedir?
yazısını okuyabilirsiniz.

İlişki Kaygısı ve Aşırı Düşünme

İlişki kaygısında sık görülebilecek durumlardan biri aynı soruları zihinde tekrar tekrar değerlendirmektir.

Örneğin partnerinizle küçük bir tartışma yaşadıktan sonra:

“Neden böyle söyledi?”
“Bu davranışı aslında beni sevmediğini mi gösteriyor?”
“Biz gerçekten uyumlu muyuz?”

gibi düşünceler başlayabilir.

Kişi daha fazla düşünürse doğru cevaba ulaşacağını hissedebilir.

Ancak ortada yeni bir bilgi olmadığı halde aynı konuyu tekrar tekrar analiz etmek çoğu zaman kesinlik sağlamaz.

Aksine her cevap yeni bir soruya dönüşebilir.

Bu döngüyü daha ayrıntılı incelemek için
Aşırı Düşünme (Overthinking) Nedir?
yazısını okuyabilirsiniz.

Sürekli Güvence İstemek Neden Rahatlatmıyor?

İlişkiyle ilgili şüphe ortaya çıktığında kişi partnerinden, arkadaşlarından veya ailesinden güvence almak isteyebilir.

Örneğin:

“Sence biz birbirimize uygun muyuz?”
“Sence beni gerçekten seviyor mu?”
“Sence bu kadar düşünmem normal mi?”

gibi sorular tekrar tekrar sorulabilir.

Alınan cevap kısa süreli rahatlama sağlayabilir.

Ancak bir süre sonra:

“Bunu sadece beni rahatlatmak için söylemiş olabilir mi?”

düşüncesi ortaya çıkabilir.

Böylece:

Şüphe → Kaygı → Güvence arama → Kısa süreli rahatlama → Yeni şüphe → Yeniden güvence arama

şeklinde tekrar eden bir döngü oluşabilir.

İnternette Sürekli İlişki Araştırmak

İlişkiyle ilgili belirsizlik yaşayan kişi bazen cevabı internette aramaya başlayabilir.

Örneğin:

“Doğru kişiyi bulduğumu nasıl anlarım?”
“Partnerimi sevmiyorsam belirtileri nelerdir?”
“Sağlıklı ilişki nasıl hissettirir?”

gibi aramalar yapılabilir.

Bilgi edinmek zaman zaman faydalı olabilir.

Ancak aynı konuda tekrar tekrar farklı içerikler okumak kesinlik arayışına dönüştüğünde kişinin kafası daha da karışabilir.

Bir içerikte gördüğü özellik kendi ilişkisine uyarken başka bir içerikte tamamen farklı bir kriter görebilir.

Böylece cevap arayışı yeni sorular üretmeye başlayabilir.

İlişki Kaygısı ROCD ile Aynı Şey mi?

Hayır. İlişki hakkında kaygı veya şüphe yaşamak tek başına obsesif kompulsif bozukluk anlamına gelmez.

İlişki odaklı obsesif kompulsif belirtiler için zaman zaman Relationship OCD (ROCD) ifadesi kullanılmaktadır.

Bu durumda ilişki veya partner hakkında tekrarlayan ve yoğun sıkıntı yaratan obsesif şüphelere, kaygıyı azaltmak amacıyla yapılan kontrol etme, karşılaştırma veya güvence arama gibi kompulsif davranışlar eşlik edebilir.

Örneğin kişi sürekli olarak:

  • Partnerini sevip sevmediğini kontrol edebilir,
  • Partnerinin özelliklerini başka insanlarla karşılaştırabilir,
  • Geçmişte partnerine aşık hissettiği anları zihninde tekrar canlandırabilir,
  • İlişkinin doğru olduğuna dair başkalarından tekrar tekrar güvence isteyebilir.

Ancak yalnızca internette okunan belirtiler üzerinden kişinin kendisine ROCD veya başka bir psikolojik tanı koyması uygun değildir.

İlişkiler hakkında zaman zaman şüphe duymak insan deneyiminin doğal bir parçasıdır. Değerlendirmede düşüncelerin yoğunluğu, sürekliliği, yarattığı sıkıntı ve günlük işlevsellik üzerindeki etkisi önemlidir.

Peki Ya İlişkide Gerçekten Bir Sorun Varsa?

İlişkiyle ilgili her rahatsızlığı “Bu sadece benim kaygım.” şeklinde değerlendirmek de doğru değildir.

Bazen ilişkide gerçekten üzerinde durulması gereken sorunlar bulunabilir.

Örneğin:

  • Sürekli saygısızlık
  • Güvenin tekrar tekrar ihlal edilmesi
  • Kişisel sınırların önemsenmemesi
  • Kontrol edici davranışlar
  • Sürekli küçümseme veya aşağılama
  • İhtiyaçların ve değerlerin önemli ölçüde uyuşmaması
  • İlişkinin geleceği konusunda temel beklentilerin farklı olması

gibi konular gerçek ilişki problemleri olabilir.

Bu nedenle amaç kişinin bütün şüphelerini kaygıya bağlamak değildir.

Önemli olan gerçek bir ilişki sorunuyla kaygının ürettiği sürekli kesinlik arayışını birbirinden ayırt edebilmektir.

“Doğru Kişi” Olduğundan Yüzde Yüz Emin Olmak Mümkün mü?

İlişki kaygısının zorlayıcı taraflarından biri kişinin tamamen kesin bir cevap aramasıdır.

Ancak insan ilişkilerinde geleceğe dair yüzde yüz kesinlik elde etmek mümkün değildir.

Bir ilişkinin sağlıklı yönlerini değerlendirmek mümkündür:

  • Karşılıklı saygı var mı?
  • Güven kurulabiliyor mu?
  • Problemler konuşulabiliyor mu?
  • Kişisel sınırlar korunuyor mu?
  • İki tarafın ihtiyaçlarına alan açılıyor mu?
  • Temel değerler ve gelecek beklentileri konuşulabiliyor mu?

Ancak bunların hiçbiri geleceğin nasıl olacağına dair mutlak bir garanti vermez.

Bu nedenle sağlıklı bir ilişki değerlendirmesi yalnızca “Yüzde yüz emin miyim?” sorusuna dayanmaz.

İlişki Kaygısıyla Nasıl Başa Çıkılabilir?

İlişki kaygısıyla başa çıkmak bütün şüpheleri ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Amaç, şüphe ortaya çıktığında otomatik olarak uzun bir sorgulama ve güvence arama döngüsüne girmeden durumu değerlendirebilmektir.

Düşünce ile Gerçeği Birbirinden Ayırın

“Acaba yanlış kişiyle miyim?”

düşüncesinin ortaya çıkması, yanlış kişiyle olduğunuzun kanıtı değildir.

Benzer şekilde:

“Bugün ona yakın hissetmedim.”

deneyimi de ilişkinin tamamını tek başına açıklamaz.

Bir düşüncenin zihinde ortaya çıkmasıyla o düşüncenin doğru olması aynı şey değildir.

Sürekli Duygu Kontrolünü Fark Edin

Partnerinizle birlikteyken sürekli:

“Şu anda ne hissediyorum?”

diye kendinizi kontrol ettiğinizi fark ederseniz dikkatinizi tekrar yaşadığınız ana yönlendirmeyi deneyebilirsiniz.

Birlikte yapılan aktiviteye, konuşmaya veya bulunduğunuz ortama odaklanmak kişinin sürekli iç gözlem yapmasının önüne geçmeye yardımcı olabilir.

Güvence Arama Döngüsünü Fark Edin

Birinden fikir almadan önce kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Yeni bir bilgiye mi ihtiyacım var, yoksa şu an yalnızca kaygımı azaltmaya mı çalışıyorum?”

Aynı soruyu farklı kişilere tekrar tekrar soruyorsanız burada güvence arama döngüsü olup olmadığını değerlendirebilirsiniz.

İlişkinizi Tek Bir Ana Göre Değerlendirmeyin

Bir tartışma, sıkıldığınız bir akşam veya partnerinize daha uzak hissettiğiniz bir gün ilişkinizin tamamını tanımlamayabilir.

İlişkinizi değerlendirirken daha geniş örüntüye bakmak faydalı olabilir.

Nasıl iletişim kurduğunuz, anlaşmazlıkları nasıl çözdüğünüz, birbirinizin sınırlarına nasıl yaklaştığınız ve ilişkide genel olarak nasıl hissettiğiniz daha anlamlı bilgiler sağlayabilir.

Belirsizliğe Alan Açın

Yakın ilişkiler belirli miktarda belirsizlik içerir.

Bu belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, her sorunun cevabını hemen bulmadan da ilişkinin içerisinde kalabilmeyi öğrenmek önemli olabilir.

Dikkati sürekli gelecekteki ihtimallerden içinde bulunulan ana getirme konusunda
Mindfulness Nedir?
yazısını inceleyebilirsiniz.

İlişki Kaygısı İçin Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?

İlişkilerde zaman zaman şüphe, kaygı veya kararsızlık yaşamak tek başına profesyonel destek gerektiren bir durum değildir.

Ancak ilişkiyle ilgili düşünceler kişinin günlük yaşamını ve ilişkisini belirgin biçimde etkilemeye başladığında psikolojik destek değerlendirilebilir.

Özellikle:

  • İlişkinizi gün içerisinde uzun süre analiz ediyorsanız
  • Aynı sorular zihninize tekrar tekrar geliyorsa
  • Partnerinizi sevip sevmediğinizi sürekli kontrol ediyorsanız
  • İlişkinizi başka çiftlerle yoğun şekilde kıyaslıyorsanız
  • Arkadaşlarınızdan veya partnerinizden tekrar tekrar güvence istiyorsanız
  • Küçük ilişki problemleri yoğun kaygıya neden oluyorsa
  • İlişkiyle ilgili araştırmalar günlük yaşamınızın önemli bir bölümünü kaplıyorsa
  • Kaygınız nedeniyle ilişkinizden keyif almakta zorlanıyorsanız

bu düşünce ve davranış örüntülerini daha ayrıntılı değerlendirmek faydalı olabilir.

Psikolojik desteğe ne zaman başvurulabileceği hakkında daha ayrıntılı bilgi için
Psikoloğa Ne Zaman Gidilmeli?
yazısını inceleyebilirsiniz.

İlişki Kaygısı Terapide Nasıl Ele Alınabilir?

Terapi sürecinde amaç kişinin ilişkisini sürdürmesi veya sonlandırması gerektiğine onun adına karar vermek değildir.

Bunun yerine kişinin ilişkiyle ilgili düşüncelerini nasıl değerlendirdiği, hangi durumlarda kaygısının arttığı ve bu kaygıyı azaltmak için hangi davranışlara yöneldiği incelenebilir.

Örneğin:

  • İlişkiyle ilgili tekrar eden şüpheler
  • Kesinlik ihtiyacı
  • Sürekli güvence arama
  • Duyguları tekrar tekrar kontrol etme
  • Partneri veya ilişkiyi başkalarıyla karşılaştırma
  • Terk edilme ve reddedilme korkuları
  • Yakın ilişkilerde tekrar eden davranış örüntüleri

gibi konular üzerinde çalışılabilir.

Kişinin kaygının oluşturduğu otomatik döngüleri fark etmesi, belirsizliğe karşı daha esnek bir yaklaşım geliştirmesi ve ilişkiyi yalnızca anlık duygular üzerinden değerlendirmemesi terapi sürecinde ele alınabilecek konular arasındadır.

Terapi süreci kişinin yaşadığı güçlükler, ilişkisinin özellikleri ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir.

Çekmeköy’de İlişki Kaygısı İçin Psikolojik Destek

İlişkinin doğru olup olmadığını sürekli sorgulamak, partnerin duygularından emin olmaya çalışmak veya ilişki hakkında tekrar tekrar güvence aramak zaman içerisinde oldukça yorucu hale gelebilir.

Klinik Psikolog Pelin Aslan Öztürk ile Çekmeköy’deki ofiste ilişki kaygısı, bağlanma örüntüleri, terk edilme korkusu, aşırı düşünme ve ilişkilerde yaşanan psikolojik güçlükler üzerine yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmektedir.

İlişkiler, kaygı ve diğer psikolojik konularla ilgili
çalışma alanlarını
inceleyebilirsiniz.

Yüz yüze görüşmelerin gerçekleştirildiği ortamı ve konum bilgilerini görmek için
Çekmeköy’deki ofisimizi
inceleyebilirsiniz.

Görüşme süreci hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için
iletişim sayfasından
ulaşabilirsiniz.