Bağlanma Stilleri Nedir? İlişkilerimizi Nasıl Etkiler?

Bağlanma stilleri ve yetişkin ilişkilerinde bağlanma biçimleri

Bir ilişkide karşınızdaki kişiye yakın olmak isterken aynı zamanda onu kaybetmekten yoğun şekilde korkuyor musunuz? Mesajınıza geç cevap geldiğinde “Acaba artık beni istemiyor mu?” diye düşünmeye başlıyor veya ilişkinizde sürekli güvence alma ihtiyacı hissediyor musunuz?

Ya da tam tersine, biri size duygusal olarak yaklaştığında kendinizi geri çekmek, yalnız kalmak veya aranıza mesafe koymak mı istiyorsunuz?

İlişkilerde yakınlık, güven, ayrılık ve belirsizlik karşısında verdiğimiz tepkiler herkeste aynı değildir. Bazı kişiler yakınlık kurarken daha rahat hissederken bazı kişiler terk edilme ihtimaline karşı daha hassas olabilir. Bazıları ise duygusal yakınlığın arttığı anlarda kendisini geri çekebilir.

Bu farklılıkları anlamaya yardımcı olan kavramlardan biri bağlanma stilleridir.

Peki bağlanma stilleri nedir? Güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma ilişkilerde nasıl görülebilir? Çocukluk deneyimleri yetişkin ilişkilerini tamamen belirler mi ve bağlanma biçimleri zaman içerisinde değişebilir mi?

Bağlanma Stilleri Nedir?

Bağlanma, kişinin kendisi için önemli olan kişilerle yakınlık, güven ve destek ilişkisi kurma biçimini anlamaya yardımcı olan psikolojik bir kavramdır.

Bağlanma teorisinin temelleri çocuk ile bakım veren kişi arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik çalışmalarla atılmış, ilerleyen yıllarda bu yaklaşım yetişkinlerin romantik ilişkilerine de uygulanmıştır.

Yetişkin bağlanması günümüzde çoğu zaman iki temel boyut üzerinden ele alınır:

  • Bağlanma kaygısı: Reddedilme, terk edilme veya karşıdaki kişinin sevgisini kaybetme konusunda ne kadar yoğun endişe yaşandığı
  • Bağlanmadan kaçınma: Yakınlık, duygusal paylaşım ve başkasına ihtiyaç duyma konusunda ne kadar rahatsızlık hissedildiği

Bu iki boyutun farklı düzeylerde bir araya gelmesi, günlük dilde bağlanma stilleri olarak adlandırılan farklı ilişki örüntülerini anlamaya yardımcı olabilir.

Ancak bağlanma stilini kişinin değişmez bir özelliği veya bütün davranışlarını açıklayan bir etiket olarak değerlendirmemek önemlidir.

Bağlanma Stilleri Nelerdir?

Yetişkin ilişkileri hakkında konuşulurken genellikle güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma kavramlarıyla karşılaşılır. Bazı modellerde korkulu-kaçıngan örüntü de ayrıca ele alınır.

Bu kategoriler ilişkilerde görülebilecek bazı eğilimleri anlamayı kolaylaştırabilir. Ancak gerçek ilişkiler her zaman kesin kategorilere ayrılmaz.

Güvenli Bağlanma Nedir?

Güvenli bağlanma özellikleri gösteren kişiler genel olarak yakınlık kurma ve ilişkide bağımsızlığını sürdürebilme arasında daha dengeli hareket edebilir.

Partnerine ihtiyaç duyduğunda destek istemek veya partnerinin desteğine karşılık vermek daha rahat olabilir.

İlişkide bir anlaşmazlık yaşandığında bunun otomatik olarak ilişkinin biteceği anlamına geldiğini düşünmeyebilir.

Güvenli bağlanmayla ilişkilendirilebilecek bazı özellikler şunlardır:

  • Duygusal yakınlık konusunda daha rahat hissetmek
  • İhtiyaçlarını daha açık ifade edebilmek
  • Partnerinin ihtiyaçlarına alan tanıyabilmek
  • Anlaşmazlıkları ilişkinin doğal bir parçası olarak görebilmek
  • Destek istemekte ve destek vermekte daha rahat olmak
  • İlişki içerisinde bireysel alanı koruyabilmek

Güvenli bağlanma hiç kaygı yaşamamak veya ilişkilerde hiçbir problem yaşamamak anlamına gelmez.

Buradaki temel fark, yakınlık ve bağımsızlık arasında daha esnek bir denge kurulabilmesidir.

Kaygılı Bağlanma Nedir?

Kaygılı bağlanma örüntüsünde kişi ilişkide yakınlık isteyebilir ancak aynı zamanda karşıdaki kişiyi kaybetme veya yeterince sevilmeme konusunda yoğun endişeler yaşayabilir.

Partnerin davranışlarındaki küçük değişiklikler bile önemli bir işaret gibi algılanabilir.

Örneğin:

“Eskisi kadar mesaj atmıyor.”
“Neden bu kadar kısa cevap verdi?”
“Acaba benden soğudu mu?”
“Bir şey mi yaptım?”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Kaygılı bağlanmayla ilişkilendirilebilecek bazı eğilimler şunlardır:

  • Terk edilme veya reddedilme konusunda yoğun endişe
  • Partnerden sık sık güvence alma ihtiyacı
  • Mesajlara veya davranışlardaki küçük değişikliklere fazla anlam yüklemek
  • İlişkinin durumunu sürekli değerlendirmek
  • Partner uzaklaştığında yoğun kaygı yaşamak
  • İlişkide yeterince sevilip sevilmediğini sık sık sorgulamak

Burada kişinin amacı çoğu zaman ilişkiyi zorlaştırmak değildir. Tam tersine ilişkinin güvende olduğundan emin olmaya çalışıyor olabilir.

Mesaja Geç Cevap Gelmesi Neden Bu Kadar Kaygı Yaratabilir?

Kaygılı bağlanma eğilimlerinin günlük yaşamda fark edildiği durumlardan biri iletişimde yaşanan belirsizlikler olabilir.

Örneğin partneriniz birkaç saat mesajınıza cevap vermediğinde ortada birçok olası açıklama vardır.

Yoğun olabilir, telefonu yanında olmayabilir veya başka bir işle ilgileniyor olabilir.

Ancak terk edilme veya reddedilmeye karşı hassasiyet yüksek olduğunda zihin belirsizliği hızla olumsuz bir senaryoyla doldurabilir:

“Benden sıkıldı.”
“Beni önemsemiyor.”
“Kesin bir problem var.”

Kaygı yükseldiğinde kişi tekrar mesaj göndermek, sürekli telefonunu kontrol etmek veya partnerinden ilişkinin iyi olduğuna dair güvence almak isteyebilir.

Bu güvence kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak benzer bir belirsizlik ortaya çıktığında aynı döngü yeniden başlayabilir.

Kaçıngan Bağlanma Nedir?

Kaçıngan bağlanma eğilimlerinin daha yüksek olduğu kişiler duygusal yakınlık veya başkasına ihtiyaç duyma konusunda daha fazla rahatsızlık hissedebilir.

İlişkinin başlangıcında yakınlık rahat hissettirebilirken ilişki derinleştikçe geri çekilme ihtiyacı ortaya çıkabilir.

Örneğin:

“Biraz yalnız kalmam gerekiyor.”
“Bu ilişki fazla yoğunlaşmaya başladı.”
“Kimseye bu kadar ihtiyaç duymak istemiyorum.”

gibi düşünceler görülebilir.

Kaçıngan bağlanmayla ilişkilendirilebilecek bazı eğilimler şunlardır:

  • Duyguları paylaşmakta zorlanmak
  • Yakınlık arttığında geri çekilmek istemek
  • Başkalarına ihtiyaç duymaktan rahatsız olmak
  • Problemleri tek başına çözmeyi tercih etmek
  • İlişkide bireysel alan ihtiyacının çok belirgin olması
  • Yoğun duygusal konuşmalardan uzaklaşmak istemek

Bu davranışların kişinin partnerini sevmediği anlamına gelmesi gerekmez. Bazı kişiler için yakınlık ve bağımlılık hissi başlı başına rahatsız edici olabilir.

Korkulu-Kaçıngan Bağlanma Nedir?

Bazı kişiler hem yoğun yakınlık isteği hem de yakınlığa karşı korku yaşayabilir.

Bir taraftan ilişki kurmak ve sevilmek isterken diğer taraftan incinmekten veya reddedilmekten korktuğu için yakınlık arttığında geri çekilebilir.

Bu durumda:

Yakınlık isteği → Yaklaşma → İncineceğinden korkma → Uzaklaşma → Yalnızlık veya kaybetme korkusu → Yeniden yaklaşma

şeklinde bir ilişki döngüsü görülebilir.

Bu örüntü bazen kişinin hem bağlanma kaygısının hem de bağlanmadan kaçınma eğiliminin yüksek olduğu durumları açıklamak için kullanılabilir.

Kaygılı ve Kaçıngan Partnerler Neden Birbirlerini Zorlayabilir?

İlişkilerde dikkat çeken döngülerden biri, partnerlerden birinin yakınlık ve güvence ararken diğerinin yoğunluk karşısında geri çekilmesidir.

Örneğin bir partner:

“Neden benimle konuşmuyorsun?”

diyerek daha fazla yakınlık arayabilir.

Diğer partner ise bu yoğunluğu baskı olarak algılayıp:

“Biraz yalnız kalmak istiyorum.”

diyerek uzaklaşabilir.

Uzaklaşma arttıkça ilk partner daha fazla kaygılanabilir ve yakınlık arayışı artabilir.

Yakınlık talebi arttıkça diğer partner daha fazla geri çekilebilir.

Böylece:

Yakınlık arama → Geri çekilme → Terk edilme kaygısının artması → Daha fazla yakınlık arama → Daha fazla geri çekilme

şeklinde kendisini besleyen bir ilişki döngüsü ortaya çıkabilir.

Burada yalnızca “Kim haklı?” sorusuna odaklanmak yerine iki kişinin davranışlarının birbirini nasıl etkilediğini anlamak daha işlevsel olabilir.

Bağlanma Stilleri Çocuklukta mı Oluşur?

Bağlanma teorisinin temelinde çocukluk döneminde bakım veren kişilerle kurulan ilişkiler önemli bir yere sahiptir.

Çocuk ihtiyaç duyduğunda bakım veren kişinin ulaşılabilir, tutarlı ve destekleyici olup olmadığına ilişkin deneyimler yaşayabilir.

Bu deneyimler kişinin yakın ilişkilerde güven, destek ve yakınlığa dair beklentilerinin gelişmesinde rol oynayabilir.

Ancak buradan “Çocuklukta ne yaşandıysa yetişkinlikte kesinlikle aynı ilişki biçimi devam eder” sonucu çıkarılmamalıdır.

Yetişkinlikte yaşanan ilişkiler, yeni deneyimler ve kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği farkındalık da ilişki örüntülerini etkileyebilir.

Dolayısıyla bağlanma geçmişten etkilenebilir ancak kişinin geleceğini değişmez biçimde belirleyen bir kader olarak değerlendirilmemelidir.

Bağlanma Stili Her İlişkide Aynı Olur mu?

Kişinin ilişki örüntüleri farklı ilişkilerde tamamen aynı olmak zorunda değildir.

Bir ilişkide kendisini daha güvende hisseden kişi başka bir ilişkide daha fazla kaygı yaşayabilir.

Partnerin davranışları, ilişkinin geçmişi, güven deneyimleri, yaşanan çatışmalar ve kişinin o dönemdeki yaşam koşulları ilişki içerisindeki tepkileri etkileyebilir.

Bu nedenle:

“Ben kaygılı bağlanan biriyim, her zaman böyle olacağım.”

veya

“Partnerim kaçıngan, dolayısıyla hiçbir zaman yakınlık kuramaz.”

gibi kesin yargılar bağlanma kavramını gereğinden fazla basitleştirebilir.

Bağlanma Stilleri Değişebilir mi?

Bağlanma örüntülerini değişmez kişilik özellikleri olarak değerlendirmek doğru değildir.

Kişinin yaşam deneyimleri, ilişkileri ve yakınlık konusunda edindiği yeni deneyimler zaman içerisinde bazı beklenti ve davranışlarının değişmesine katkıda bulunabilir.

Örneğin güvenilir ve tutarlı bir ilişkide kişinin yakınlığa ilişkin bazı korkuları zamanla azalabilir.

Benzer şekilde kişi kendi ilişki örüntülerini fark ettikçe otomatik tepkilerine farklı biçimlerde karşılık vermeyi öğrenebilir.

Dolayısıyla amaç kendisine bir bağlanma etiketi koymak değil, ilişkilerde tekrar eden örüntüleri fark etmektir.

Bağlanma Kaygısı ile Terk Edilme Korkusu Arasında İlişki Var mı?

Bağlanma kaygısının yüksek olduğu kişilerde partneri kaybetme, reddedilme veya yeterince sevilmeme konusunda daha yoğun endişeler görülebilir.

Kişi ilişkinin güvende olduğundan emin olmak için partnerinin davranışlarını sık sık kontrol edebilir.

Örneğin partnerinin ses tonundaki küçük bir değişiklik bile:

“Benden soğudu mu?”

düşüncesini tetikleyebilir.

Bunun ardından kişi geçmiş konuşmaları analiz etmeye başlayabilir:

“Dün yanlış bir şey mi söyledim?”
“Mesajım fazla mı soğuktu?”
“Acaba başka biri mi var?”

Bu noktada ilişki kaygısı ile aşırı düşünme birbirini besleyebilir.

Aynı düşünceleri tekrar tekrar değerlendirme ve belirsizliğe kesin bir cevap bulmaya çalışma hakkında daha ayrıntılı bilgi için
Aşırı Düşünme (Overthinking) Nedir?
yazısını inceleyebilirsiniz.

İlişkide Sürekli Güvence İstemek Neden Yetmeyebilir?

Kaygı yükseldiğinde partnerden güvence almak kısa süreli rahatlama sağlayabilir.

Örneğin:

“Beni hâlâ seviyor musun?”

sorusuna olumlu cevap almak kişinin kaygısını azaltabilir.

Ancak rahatlama yalnızca dışarıdan gelen güvenceye bağlı hale geldiğinde yeni bir belirsizlik ortaya çıktığında aynı ihtiyaç yeniden oluşabilir.

Bu durumda:

Belirsizlik → Kaygı → Güvence arama → Kısa süreli rahatlama → Yeni belirsizlik → Yeniden güvence arama

şeklinde bir döngü gelişebilir.

Amaç ilişkide hiçbir zaman güvence istememek değildir. Partnerlerin birbirlerine güven vermesi ilişkinin doğal bir parçasıdır.

Önemli olan kişinin kendi duygularını düzenleme kapasitesi ile partnerden aldığı desteğin arasında daha dengeli bir ilişki kurabilmesidir.

Yakınlıktan Kaçınmak Her Zaman Kaçıngan Bağlanma mı Demektir?

Hayır.

Bir kişinin zaman zaman yalnız kalmak istemesi, kişisel alanına ihtiyaç duyması veya duygularını hemen paylaşmaması tek başına kaçıngan bağlanma anlamına gelmez.

Benzer şekilde partnerinden ilgi beklemek veya zaman zaman terk edilmekten korkmak da tek başına kaygılı bağlanma anlamına gelmez.

İnsan davranışları yalnızca bağlanma stilleriyle açıklanamaz.

Kişilik özellikleri, mevcut ilişkinin niteliği, geçmiş deneyimler, stres, yaşanan çatışmalar ve yaşam koşulları da davranışları etkileyebilir.

Bu nedenle internette bulunan kısa testler veya sosyal medya içerikleri üzerinden kişinin kendisine ya da partnerine kesin bir bağlanma etiketi koyması yanıltıcı olabilir.

Bağlanma Stilinizi Anlamak İlişkinize Nasıl Yardımcı Olabilir?

Bağlanma kavramının en yararlı taraflarından biri ilişkide otomatik olarak verilen tepkileri fark etmeye yardımcı olabilmesidir.

Örneğin kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • Partnerim uzaklaştığında bende hangi düşünceler ortaya çıkıyor?
  • Yakınlık arttığında rahat mı hissediyorum, yoksa geri çekilme ihtiyacı mı duyuyorum?
  • Bir anlaşmazlığı ilişkinin biteceğinin işareti olarak mı görüyorum?
  • İhtiyaçlarımı doğrudan ifade edebiliyor muyum?
  • Partnerimden sürekli güvence alma ihtiyacı hissediyor muyum?
  • Zorlandığımda destek isteyebiliyor muyum?
  • Partnerimin bireysel alan ihtiyacını otomatik olarak reddedilme şeklinde mi yorumluyorum?

Bu soruların amacı kendinize bir kategori seçmek değil, ilişkilerinizde tekrar eden davranışları daha açık görebilmektir.

Daha Güvenli İlişki Örüntüleri Nasıl Geliştirilebilir?

İlişkilerde daha güvenli bir bağ kurmak tek bir teknikle gerçekleşmez. Ancak kişinin kendi duygusal tepkilerini ve ilişki içerisindeki davranışlarını fark etmesi önemli bir başlangıç olabilir.

İhtiyaçlarınızı Açık Şekilde İfade Edin

Partnerinizin ne hissettiğinizi kendiliğinden anlamasını beklemek yerine ihtiyaçlarınızı daha doğrudan ifade etmeyi deneyebilirsiniz.

Örneğin:

“Beni hiç önemsemiyorsun.”

yerine,

“Uzun süre iletişim kuramadığımızda kendimi uzaklaşmış hissediyorum. Bu konuda konuşmak istiyorum.”

gibi kişinin kendi deneyimini anlatan bir ifade iletişimi kolaylaştırabilir.

Kaygı ile Gerçeği Birbirinden Ayırmaya Çalışın

Partnerinizin birkaç saat cevap vermemesi zihninizde terk edilme düşüncesini tetikleyebilir.

Ancak:

“Beni terk edecek.”

bir düşüncedir; henüz gerçekleşmiş bir gerçek değildir.

Kaygının ortaya çıkmasını engellemek her zaman mümkün olmayabilir ancak kaygılı düşünceyi otomatik olarak gerçek kabul etmeden önce farklı açıklamaları değerlendirmek yardımcı olabilir.

İlişkideki Tekrarlayan Döngüyü Fark Edin

Çiftler bazen aynı tartışmayı farklı konular üzerinden tekrar tekrar yaşayabilir.

Sorunun görünürdeki konusu mesajlaşma, ev işleri veya birlikte geçirilen zaman olabilir.

Ancak altta yatan döngü:

Yakınlık isteme → Geri çekilme → Daha fazla tepki verme → Daha fazla geri çekilme

şeklinde devam ediyor olabilir.

Kimin tartışmayı başlattığından çok bu döngünün nasıl sürdüğünü fark etmek ilişkiyi anlamaya yardımcı olabilir.

Partnerinizin Alan İhtiyacını Otomatik Olarak Reddedilme Olarak Görmeyin

Bir kişinin zaman zaman yalnız kalmak istemesi ilişkinin sona erdiği anlamına gelmez.

Benzer şekilde partnerin yakınlık istemesi de mutlaka özgürlüğünüzü kısıtlamaya çalıştığı anlamına gelmeyebilir.

İki kişinin yakınlık ve bireysel alan ihtiyaçları farklı olabilir.

Bu farklılıkların açık şekilde konuşulabilmesi ilişkide daha sağlıklı sınırlar oluşturulmasına yardımcı olabilir.

Bağlanma Sorunları İçin Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?

Her ilişkide zaman zaman güvensizlik, kıskançlık, uzaklaşma veya anlaşmazlık yaşanabilir.

Bu durumların varlığı tek başına psikolojik desteğe ihtiyaç olduğu anlamına gelmez.

Ancak benzer ilişki döngüleri tekrar tekrar yaşanıyor ve kişinin ilişkilerini veya günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa profesyonel destek değerlendirilebilir.

Özellikle:

  • Terk edilme korkusu ilişkide yoğun kaygıya neden oluyorsa
  • Partnerden sürekli güvence alma ihtiyacı hissediliyorsa
  • Yakınlık arttığında sürekli geri çekilme yaşanıyorsa
  • İlişkilerde aynı çatışma döngüleri tekrar ediyorsa
  • Geçmiş ilişkilerde yaşanan deneyimler mevcut ilişkiyi belirgin biçimde etkiliyorsa
  • İhtiyaçları ve duyguları ifade etmekte sürekli güçlük yaşanıyorsa
  • İlişkiyle ilgili düşünceler günlük yaşamın önemli bölümünü kaplıyorsa

kişinin ilişki örüntülerini daha ayrıntılı değerlendirmesi faydalı olabilir.

Psikolojik desteğe ne zaman başvurulabileceği hakkında daha ayrıntılı bilgi için
Psikoloğa Ne Zaman Gidilmeli?
yazısını inceleyebilirsiniz.

Bağlanma Stilleri Terapide Nasıl Ele Alınabilir?

Terapi sürecinde amaç kişiye “Sen kaygılısın” veya “Sen kaçıngansın” şeklinde değişmez bir etiket koymak değildir.

Bunun yerine kişinin yakın ilişkilerinde tekrar eden düşünce, duygu ve davranış örüntüleri değerlendirilebilir.

Örneğin:

  • Yakınlık arttığında hangi duyguların ortaya çıktığı
  • Partner uzaklaştığında kişinin bunu nasıl yorumladığı
  • Terk edilme veya reddedilme korkularının nasıl yönetildiği
  • İhtiyaçların ilişkide nasıl ifade edildiği
  • Çatışma sırasında yaklaşma veya geri çekilme eğilimleri
  • Geçmiş ilişki deneyimlerinin bugünkü ilişkiler üzerindeki etkileri

gibi konular üzerinde çalışılabilir.

Kişinin kendi ilişki örüntülerini fark etmesi, ihtiyaçlarını daha açık ifade edebilmesi ve yakınlık ile bireysel alan arasında daha esnek bir denge geliştirmesi süreç içerisinde ele alınabilecek konular arasındadır.

Terapi süreci kişinin yaşadığı güçlükler, ilişki deneyimleri ve ihtiyaçları doğrultusunda bireysel olarak şekillenir.

Çekmeköy’de İlişki ve Bağlanma Sorunları İçin Psikolojik Destek

İlişkilerde tekrar eden terk edilme korkusu, yoğun güvence ihtiyacı, yakınlıktan uzaklaşma veya benzer çatışma döngüleri kişinin hem ilişkisini hem de duygusal yaşamını etkileyebilir.

Klinik Psikolog Pelin Aslan Öztürk ile Çekmeköy’deki ofiste bağlanma örüntüleri, ilişki sorunları, kaygı ve çift ilişkilerinde yaşanan psikolojik güçlükler üzerine yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmektedir.

İlişki, çift sorunları ve diğer psikolojik konularla ilgili
çalışma alanlarını
inceleyebilirsiniz.

Yüz yüze görüşmelerin gerçekleştirildiği ortamı ve konum bilgilerini görmek için
Çekmeköy’deki ofisimizi
inceleyebilirsiniz.

Görüşme süreci hakkında bilgi almak veya randevu oluşturmak için
iletişim sayfasından
ulaşabilirsiniz.